Header $articleheadline_he$ "ArticleHeadline" Detay Sayfa Header

 

 

     

 

 

 
2021-07-15

Detay Sayfa

Tüm Dosyaların Listesi

News Database Template Page Example

SON TV Yazıları: SUSURLUĞUN ANAHTARI TARIK ÜMİT

3/11/2013 - 06:00 - Mehmet EymürYorumlar Bu Yazıyı Bir Tanıdığına Yolla Bu Yazıyı Yazdır  

      

SON TV Yazıları: SUSURLUĞUN ANAHTARI TARIK ÜMİT


Geçen akşam Tarık Ümit’in amcası Dr. Cemalettin (Ümit) Bey’i, gazeteci Ferhat Ünlü’nün TV Net’te yayınlanan İstihbarat adlı programında gördüm ve yeğeninin hiç değilse ölüsü bulunsun ve bir mezarı olsun diye senelerden beri çabalayan bu vakur Çerkez Beyefendisine bir kez daha saygı duydum.



BABA YARISI

Geçen akşam Tarık Ümit’in amcası Dr. Cemalettin (Ümit) Bey’i, gazeteci Ferhat Ünlü’nün TV Net’te yayınlanan İstihbarat adlı programında gördüm ve yeğeninin hiç değilse ölüsü bulunsun ve bir mezarı olsun diye senelerden beri çabalayan bu vakur Çerkez Beyefendisine bir kez daha saygı duydum.

Susurluk olayından sonra 1997 yılında Washington Büyükelçiliği Hukuk Müşavirliğine tayin oldum. Hukuk Müşaviri olmama rağmen gizli bir pozisyonum yoktu. CIA, FBI ve NSA’a MİT’i temsil ettiğime dair Müsteşarlık mektuplarını tevdi etmiş, hızlı bir tempo ile çalışmaya başlamıştım.


Göreve başladıktan bir süre sonra Sn. Sönmez Köksal Paris Büyükelçiliğine tayin oldu. O andan itibaren, bir süre MİT Müsteşarlığına vekalet eden Mikdat Alpay zamanında ve ondan sonra da Şenkal Atasagun’un devrinde, Ankara’dan karargahtan suçlayıcı, rahatsız edici mesajlar gelmeye başladı.

Bu mesajların hepsi Danıştay dosyamda var ve geniş bir yer tutuyor. Ben bugün sadece Tarık Ümit ve Susurluk konusundakileri sunacağım. Tarık Ümit Susurluk sürecinde devlet adına çalışırken suç işletilmiş, infazlarda kullanılmış, Susurluk konusunda en çok bilgisi olan bir kişiydi. Son zamanda bundan çok rahatsızlık duyuyordu.

Aşağıdaki Washington’a gelen ve karargaha gönderdiğim mesajlarda MİT’in eski yöneticilerinin olaya nasıl yaklaştığını göreceksiniz.

28.04.98 - GÖNDERİLEN MESAJ
Şubat 1998'de Türkiye'ye geldiğim zaman benimle görüşmek isteyen Tarık Ümit'in amcası Cemalettin Ümit ile İstanbul’da görüşmüş ve bu hususu Müsteşarımıza bildirmiştim.

Tarık Ümit'in amcası Cemalettin Ümit'in İstanbul DGM'ye vermek üzere hazırladığı ve bana da bilgi olarak faksladığı metin takip eden maddededir.

"İstanbul 6 No.lu Devlet Güvenlik Mahkemesi Başkanlığına Sunulmak Üzere Devlet Güvenlik Mahkemesi Başkanlığına, İstanbul

İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Savcılığı tarafından Susurluk Olayına ilişkin olarak açılan ve halen İstanbul 6 No.lu DGM'de 997/180 esas sayılı dosya ile görülmekte olan davada yeğenim Tarık Ümit'in kaçırılması, muhtemelen öldürülmesi olayı da gündeme getirilmiş ve bu davada adı geçen bir kısım sanıkların Tarık Ümit olayı ile ilişkileri bulunduğu belirtilmiştir.

Bir kısım sanıkların, Tarık Ümit olayı ile ilişkileri hususunda tarafıma intikal eden bir belgeyi delil olarak savcılığınıza sunmak istiyorum.

Dosyasında ayrıntılı bilgi olacağını zannettiğim üzere, kaçırılan yeğenim Tarık Ümit'in evinden bir kısım evrakı bizim olayı duymamızdan ve müdahale etmemizden önce alınmış veya yok edilmiştir. Bulup muhafaza ettiğimiz eşya arasında üzerinde "Gürcü müziği" yazan bir kaset mevcut idi. Bu yazılı ibare sebebiyle nazara almayıp bir kenara koyduğum bir kaseti bundan bir müddet önce dinlediğimde, müziğin devamında Tarık Ümit'in kendi sesiyle birine bazı anlatımlarda bulunduğunu tespit ettim. Kasetin zor anlaşılan içeriğinin çözümünü profesyonel bir ses kayıt stüdyosuna yaptırdım bu çözümü ekte yazılı olarak kaset ile birlikte savcılığınıza sunuyorum.

Kasetin içeriğini bildiğim bazı isimlerle bağdaştırmama rağmen ne zaman, nerede, nasıl kayıt edildiğini bilemedim. Yeğenim tarik Ümit'in mit görevlisi Mehmet Eymür ile yakınlığının olduğunu duyuyor ve biliyordum. Mehmet Eymür'ün ailesi ile temas kurarak Kendisine nasıl ulaşabileceğimi sordum ve bin netice görevli olarak Türkiye'ye geldiğinde kendisiyle temas ettim.

Mehmet Eymür bana böyle bir kasetten haberi olduğunu, Tarık Ümit'le kendisinin ve arkadaşlarının yaptıkları görüşmelerin bir kısmının sesli ve görüntülü olarak kayda alındığını, görüşmeler sırasında tarik Ümit'in zaman zaman hayatından endişe ettiğini belirtmesi üzerine Tarık Ümit'e "bu endişelerini bir Notere git kaydettir, ayrıca sana bizimle yaptığın görüşmelerde kaydettiğimiz anlatımlarından pasajlar bulunan bir bant vereyim, Onu da noter belgesine ekle ve başına bir şey geldiği zaman Ortaya çıkartmak üzere güvenilir bir kimseye teslim et" dediğini Ve muhtelif tarihlerde yaptıkları görüşmelere ait bantlardan Pasajlar çıkarttırarak bir kaset içinde Tarık Ümit'e verdiğini ifade etti.

Mehmet Eymür'ün ifadesinden de anlaşıldığı üzere MİT’te bu kasetin detaylarının bulunduğu sözlü ve görüntülü bantlar bulunduğu anlaşılmaktadır.

Taleplerim:

Çözümünü sunduğum kasetin değerlendirilmesi,

MİT Teşkilatından olayın aydınlatılmasına katkıda bulunacağını umduğum yukarıda sözü edilen sesli ve görüntülü kasetlerin istenerek değerlendirilmesi,

Bu konuda ayrıntılı bilgisi olduğu düşünülen Mehmet Eymür ile Tarik Ümit'le görüşen diğer mit mensuplarının dinlenmesi.
Gereğini saygılarımla arz ve talep ederim. Cemalettin Ümit

Dilekçede de belirtildiği üzere mezkûr bant 2-3 yıl kadar önce Tarik Ümit'e başına bir şey gelebileceği düşüncesiyle tarafımdan verilmiştir. Tarik Ümit'in konu ile ilgili noterden yapılma veya yazılı bir belge bırakmış olması da gerekmektedir. (Yaşadığı evde aldığı silah ve patlayıcıları sakladığı gizli bir bölmesi olduğunu tarafıma bildirmişti. Daha önce bu hususu ilettiğim yakınları bu gizli yeri bulamadılar) Mezkûr bant İstanbul'da tarafımdan dinlenmiştir. Kaydın veya dinlenen cihazın kalitesinden dolayı tamamı anlaşılmamaktadır. Bantta genel olarak Mehmet Ağar ve ekibinin çalışmalarından bahsedilmekte ve Korkut Eken'in kendisini tehdit ettiği ve öldürtmeye çalıştığı Tarık Ümit'in sesi ile anlatılmaktadır.
Cemalettin Ümit'e yukarıda belirttiği hususların yani sıra bantların delil olarak dikkate alınmadığı bildirilmiştir.
Üç-dört gün önce İstanbul’dan Aktüel dergisi muhabiri Necdet Açan telefonla (bürodan) aramış ve DGM'ye tevdi edilen bu banttan bahisle ve adımın da geçtiğini belirterek tarafımdan bilgi istemiştir. Adı geçene herhangi bir yorumda bulunulmamış ve konu hakkında bilgi sahibi olmadığım söylenmiştir.
Mehmet Eymür

18.05.98 - ALINAN MESAJ
Tarık Ümit'in kaybolması ile ilgili olarak İstanbul DGM'ne bir dilekçe verilmiştir. Bu dilekçede bir bant çözümü de bulunmaktadır. Bazı basın çevrelerinde, kaynak bölümünde M. Eymür'ün isminin geçtiği belirtilmekte ve bandın mahkeme dosyaları arasında kaybolacağı kanaati oluştuğundan bant dökümünün basın desteği ile yayınlanması halinde savcıların harekete geçeceği ifade edilmektedir. Aktüel Dergisi muhabiri N. AÇAN'ın M. Eymür ile bant çözümüne ulaşma amacıyla görüşme yaptığı ve banta ulaşma konusunda yardımcı olunmasını istediği öğrenilmiştir. Bu konuda ilgi (c) dışında mevcut olan bilgi ve görüşünüzün detaylı olarak ivedi bildirilmesini.

27.05.98 GÖNDERİLEN MESAJ
İlgi ‘de bahse konu hususlarda (Tarık Ümit'in kaybolması ile ilgili olarak İstanbul DGM'ye bir dilekçe verildiği, bu dilekçede bir bant çözümü bulunduğu, dilekçede M. Eymür'ün isminin geçtiği) ilgi (a) mesaj ile teferruatlı bir şekilde bildirilmiş ve DGM'ye verilen dilekçe aynı mesajla gönderilmişti. ilgi (a) ve (c) mesajlar ile de Aktüel dergisi muhabiri Necdet Açan'ın konu hakkında bilgi almak ve bant veya bant çözümüne ulaşmak amacıyla telefonla aradığı konusu bildirilmişti. Bu konuda başkaca kayda değer bir teferruat bulunmamaktadır. Konu ile ilgili görüşüm takip eden maddededir.

Tarık Ümit konusunu da kapsayan Susurluk olayının aydınlatılması ülkemizin geleceği açısından olduğu kadar Teşkilatımız acısından da önemlidir. Teşkilatımız bu konuda mümkün olduğu nispette adli makamlara yardımcı olmalı, adli makamlar, Hanefi Avcı ve diğer mihraklarca saptırılan ve içinden çıkılmaz bir yumak haline getirilmeye çalışılan olayların doğrusuna ulaşmalıdır. Daha evvel ifade vermiş olduğum İstanbul DGM Savcıları bu konudaki sıkıntılarını beyan ederek polis ve jandarmadan hiçbir bilgi alamadıklarını, Teşkilatımızın da yardımcı olmadığını, bu şeklinde bir neticeye varmalarının çok zor olduğunu belirtmişlerdi.

Diğer yandan Teşkilatın elindeki bu konu ile ilgili bilgi ve belgelerin DGM ve diğer resmi makamlara sunulması da sakıncalıdır ve Teşkilatımızın birçok çalışmasının açığa çıkmasına neden olacaktır.

Bu nedenle DGM Savcı ve hâkimleri ile doğrudan temas edilmesi, adı geçenlerin bilgilendirilmesi, sakıncası olmayacağı düşünülen bazı evrakın özel olarak okutulması veya gösterilmesi suretiyle olayların aslı hakkında bir kanaate varmalarının temin edilmesi uygun bir yöntem olarak düşünüle bilinir.

Şahsi kanaatim, bu olayların sadece polisiye ve adi suç olayları olmadığı, olayların ve yönetici seviyesindeki faillerinin arkasında yabancı istihbarat Teşkilatlarının bulunduğudur. Bu kanaatimi teyit edecek birçok karine de mevcuttur.

Teşkilatımızın, asli görevleri arasında bulunan bu konuda, "aman bize bulaşmasın" zihniyetiyle seyirci durumunda kalınmaması ve aktif davranılması gerektiğini düşünüyorum.

Susurluk hadisesinin akabinde ortadan kaybolmasından sonra Mahmut Yıldırım (Yeşil) adı kasıtlı ve bilinçli olarak ortaya atılmış ve devleti yönetenlerin, adalet mekanizmasının ve kamuoyunun esaslardan uzaklaşması sağlanmıştır.

Keza televizyona çıkarılan Hanefi Avcı ile eski PKK’sılar ve diğerleri de bu oyunda kendilerine verilen görevleri mükemmel bir şekilde yerine getirmişlerdir. Ben kesin olarak Yeşil'in yaşamadığı ve adını ortaya atanlar tarafından öldürüldüğü kanaatindeyim. Zaman bu kanaatimin doğru olup olmadığını gösterecektir. Jandarmanın, polisin ve bizim verdiğimiz görevleri yerine getiren Yeşil, jandarmanın, polisin verdiği istihbarat görevlisi kartını, telsizini, silah ve patlayıcı maddeyi taşıyan Yeşil neden korkup saklanacak ki? Korkup saklanacak olanlar ona kanunsuz görevleri veren resmi kişiler, Yeşil bir suç işledi ise bunu görmemezlikten gelen kolluk güçleri olmalıdır. Ben Yeşil'i tanıyorum ve yapısını da biliyorum. Kendisine yüklenen bu kadar suçtan sonra hayatta olsaydı muhakkak bir açıklama yapar, bazı mesajlar gönderirdi.

Şimdi, Akın BİRDAL hadisesi ile yeniden "Yeşil" adı ortaya atılmaktadır. Teşkilatı bilmiyorum ama gazetelerden öğrendiğim kadarıyla Sayın Başbakan bile bu senaryoya inanmış durumdadır. Bir kademe sonra benim adımın ortaya atılması ve karargâhtan yollanacak yeni sorulara muhatap olmam muhtemeldir. Keşke Yeşil bulunsa da doğrular da ortaya çıksa. Ancak daha önce de söylediğim gibi kesinlikle yaşadığını sanmıyorum.

Netice itibariyle en çok bilgiye sahip olduğumuz Tarık Ümit konusunda adli mercilere, makamlarınca takdir edilecek sekil ve yöntemler kullanılarak mümkün olan ölçüde yardımcı olunması görüşünde olduğumu belirtmek isterim. Görüşüm sorulmamasına rağmen, Yeşil konusunun ve yaşanan olayların iyi bir şekilde (ve değişik açılardan) tahlil edilerek, oynanan oyunların Teşkilatımızca bozulması gerektiği kanaatimi arz ederim. M. Eymür

08/06/98 – ALINAN MESAJ
Tarık Ümit'in amcası Cemalettin ÜMİT, 28 Nisan 1998 tarihinde, İstanbul 6 no.lu devlet Güvenlik Mahkemesine sunulmak üzere, DGM Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği dilekçede, Tarık Ümit'in eşyaları arasında üzerinde Gürcü Müziği yazan bir kasette Tarık Ümit'in kendi sesiyle birine bazı anlatımlarda bulunduğunu, kasetin çözümünü yaptırarak, kasetle birlikte dilekçenin ekinde sunduğunu, MİT görevlisi M. Eymür'ün Tarık Ümit ile yakınlığını bilmesi sebebiyle M. Eymür'ün ailesiyle irtibata geçtiğini ve M. Eymür ile Amerika'dan Türkiye ye geldiği sırada görüştüğünü,

M. Eymür'ün kendisine (C. Ümit), böyle bir kasetten haberi olduğunu, Tarık Ümit ile kendisinin (M. Eymür) ve bazı arkadaşlarının yaptıkları görüşmelerin bir kısmının sesli ve görüntülü olarak kayda alındığını, görüşmeler sırasında T. ÜMİT'in hayatından endişe etliğini belirtmesi üzerine kendisine (T. ÜMİT) bu endişelerini bir notere git kaydettir, ayrıca sana bizimle yaptığın görüşmelerde kaydettiğimiz anlatımlardan pasajlar olan bir bant vereyim onu da noter belgesine ekle ve basına bir olay gelirse o zaman ortaya çıkarmak üzere güvenli birine teslim et dediğini, muhtelif tarihlere ait bantlardan pasajlar çıkartarak bir kaset içerisinde Tarık Ümit e verdiğini söylediğini, ifade etmektedir.

Bir eleman bilgisini içeren bu tip bir kasetin kimin müsaadesi ile Tarık Ümit'e verildiği hususunun bildirilmesini.

10/06/98 – GÖNDERİLEN MESAJ
İlgi (b) deki hususlar ilgi (a) ile makamlarına bildirilmişti.

Tarık Ümit'e verilen kaset elemanın kendi bilgileridir. Tarık Ümit üşenmemiş olsaydı bu bilgileri daha kapsamlı olarak kendisi de banta kaydedebilirdi. Kaset elemanın hayatı endişelerini hafifletmek maksadıyla verilmiştir. Olaylar, Tarık Ümit'in endişelerinin doğru olduğunu göstermiştir. Kasetin müsaadesi yönetici sıfatıyla tarafımdan verilmiştir.

Not: Bu konularla ilgili açık eleştirel görüşlerimin yer aldığı detaylı bir yazı ayrıca gönderilecektir. M. Eymür

01/07/98 – ALINAN MESAJ
Bazı gazeteciler arasında, içlerinde M. Eymür'ün de bulunduğu bir toplantının yapıldığı, muhtemelen Mehmet Ağar, Korkut Eken, Hanefi Avcı, Avni Özgürel ve başka şahısların da katıldığı toplantıda bir uzlaşma sağlandığı, ihtilale karşı birleşildiği vs. şeklinde çeşitli spekülasyonlar yapılmaktadır. M. Eymür'ün toplantıya katılıp katılmadığı, katıldıysa detaylı bilgi verilmesini.

Not: Toplantının muhtemelen Mayıs sonları, Haziran başlarında İstanbul Baltalimanı Polis Moral Eğitim Merkezinde yapıldığı iddia edilmektedir."

07/07/98 – GÖNDERİLEN MESAJ
Sayın Başkan, 1998 yılı Mayıs sonlarında veya Haziran başlarında İstanbul Baltalimanı Polis Moral Eğitim Merkezinde benim de katıldığım bir uzlaşma ve ihtilale karşı birleşme toplantısı ile ilgi mesajınızı aldım ve şaka mı yapıyorsunuz, ciddi mi yazdınız anlayamadım.

Eğer ciddi olarak yazdınızsa bu bir istihbarat Teşkilatına yakışan soru şekli olmamış. Hem (çeşitli spekülasyonlar yapılmaktadır) diyorsunuz, hem de bunun doğru olup olmadığını bana soruyorsunuz. Teşkilatın yöneticileri ya her duydukları dedikodu haberine inanacak kadar saf kalmış, ya da beni hiç tanımamışlar, veya bu yazıları beni rahatsız etmek için kasıtlı olarak yazdırıyorlar.

ihtilal mi oluyor ki ihtilale karsı birleşme toplantısı yapılıyor. Böyle bir toplantı yapılınca ihtilal önleniyor mu? Toplantıya katılanlar baba filmindeki gibi mafya üyeleri mi ki uzlaşma toplantısı yapıyorlar. Ne için uzlaşıyorlar. Birbirlerinin kanunsuz işine, birbirlerinin bölgesine karışmamak için mi? Böyle bir toplantıya benim dünyanın bir ucundan, kimselerin haberi olmadan gelip katılmam normal mi ki toplantıya katılıp katılmadığım soruluyor?

Teşkilatımızın yöneticileri arasında Mehmet Ağar, Hanefi Avcı ve Korkut EKEN'le görüşen, yakın dostlukları olan, onları himaye etmek için her gayreti gösteren, onlara sırtını dayayarak makamlarında yükselmeye çalışan kişiler var.

Bu kişiler vasıtası ile sorup doğru mu değil mı öğrenebilirdiniz. Bu yazılarınızı bir ibret vesikası olarak saklıyorum.

Benim Mehmet Ağar ve diğerleri ile şahsi bir sorunum yok. Onlarla ilgili sorunlar mesleki ve ülke menfaatleri acısındandır. Onun için kimse bunu benim şahsi meselemmiş gibi göstermeye çaba sarf etmesin. Benimle uğraşacaklarına adalete yardımcı olmaya, Türkiye'de istikrarsızlık yaratan güçleri deşifre etmeye, bunların işledikleri suçları, yabancı unsurlarla ilişkilerini tespite çalışsınlar.

Yakın tarihlerde ismi manşet olan Mehmet Kulaksızoğlu, Yavuz Ataç'ın Teşkilata monte etmeye çalıştığı her türlü pis işin içinde olan bir banka dolandırıcısıdır. Yavuz Ataç'ın takdimi ve rahmetli Fevzi İlkay'ın yakını olduğunu belirtmesi üzerine bir müddet kullanmaya çalıştık. Ancak ben Kulaksızoğlu'nun Bulgaristan'dan gelirken Edirne Gümrüğünde kendisini MiT mensubu olarak tanıtıp aranmadan geçmesi üzerine ilişiğini kestirdim ve de elindeki tarafımızdan verilen kimlik ve pasaportu aldırdım.

Teşkilatla benim her yaptığımın tersini yapmayı usul haline getirmiş bazıları (Şenkal Atasagun), şahsa ve onu takdim edip kişisel ilişkilerine devam edene hesap soracaklarına, Kulaksızoğlu'nun kimlik ve pasaportunu geri verdiler ve Teşkilatla ilişkisini devam ettirdiler. Şimdi MİT'te bazılarından himaye gören ve MiT mensubu geçinen bu adam, Türkiye'de istikrarsızlık yaratmak isteyen bir illegal grubun yöneticilerinden biri olarak gazete manşetlerinde yer alıyor. Bu ve bunun gibi yanlışlıklara o kadar çok misal var ki.

Tarık Ümit ve Susurluk konusu hem ülke yararına bir şeyler yapmak, hem de Teşkilatın varlığını ispat etmek için bir fırsattır. Ülke yararına hizmet etmek görevi ile önemli makamlarda bulunan Teşkilatın bazı yöneticileri ülkede devam eden kaosu, çeteleşmeyi ve mafya hakimiyetini durdurmak için adalete ve devletin üst yöneticilerine korkmadan, küçük hesaplar yapmadan, her şekilde yardımcı olmalıdır.

Teşkilat, bilgileri saklamak için değil, ülke yararına kullanmak için toplamaktadır. (Aman bana bulaşmasın) düşüncesi ile her şeye göz yumulması, bilgilerin saklanması, (Teşkilatı koruyorum) diye ülkenin istikrarsızlığına seyirci kalınması, sadece hiyerarşik kanallar içinde hesap sormaya ve doğruları söylemekten çekinmeyenleri pasifize etmeye çalışarak olayların geçiştirilmesi ülkeye bir yarar sağlamaz.

Sayın Başkan, mesajlar sizin imzanızla geldiği için doğrudan size yazıyorum. Esasında bu talimatları kim veriyorsa muhatabım odur. Benimle bir meselesi olan varsa doğrudan bana açık açık kendisi yazsın ben de
cevabını vereyim. Teşkilatı ve Teşkilatın imkanlarını bir vasıta olarak kullanmasın. Mesleki ve ahlaki yönden bir hatam ve kusurum varsa her zaman hesap vermeye hazır olduğumu defaten belirttim. Yapılan haksız ve insafsız davranışlar, yakıştırmalar, artık unutamayacağım kadar çoğaldı. Mehmet Eymür

Bu yazışmalardan sonra ne mi oldu? Çok kısa bir süre sonra Washington MİT Temsilciliği kapatıldı… Ben Ankara’ya döndüm. Bir hafta kadar sonra Türkiye Şeker Şirketine tayinim çıktı….






FastCounter

 

Hit Counter

  Anadolu Türk İnterneti

 

Güncelleştirme : 19.07.2021 - 23:14