Uyuşturucudan Susurluk'a dizimizin bu bölümünde çete tarafından istenilen haracı vermediği için babası kaçırılan ve tehdit edilen Senar Er'in...
SENAR ER (Devamla) - Hayır, hayır, ilk ortaya çıktığı zaman, ilk başta. Yakalandı çıktı Alaattin Kanat. Karakola geldi, ifadeleri alındı "bu kimdir, ben tanımıyorum" dedim. “Alaattin Kanat” dediler. "Alaattin Kanat kimdir" dedim, "PKK'nın itirafçısı falan diye öyle bir şey dediler. Ondan sonra "tehlikeli bir adam" dediler. O zaman savcılığa git, yine tekrar şikayet et avukat tut dediler. Avukat tutamadım, mahkemeye dahi gidemedim; çünkü, biraz çekindim. Bu adam tehlikeliyse benim ne işim var. Ondan sonra devam etti. Bir süre önce Başsavcılıktan biri beni tanıdı. Dedi ki sen tehlikeli bir işe girmişsin, bu adam size zarar verebilir." Sonra 15 Nisan 1995'te babamı kaçırdılar. Babam kaçırıldı, ben kalktım Van'a gittim.
SENAR ER (Devamla) - Van'dan kaçırıldı. Babam kaçırılmadan on beş gün önce, Lokman dedi "sizin aileye zarar verebilirler, bu JİTEM'ler", dedim "ben tanımıyorum, kim olsa bilmiyorum." Zarar verebilirse ki, bilmiyorum. Bana söyleyen Van'daydı. Ondan sonra, Van'dan kaçtım. Alaattin Kanat'ı... Bizim petrolün üst kısmında Cengiz Akşa var, ben onunla beraberdim. Bir taksinin içinde oturuyordu Alaattin Kanat. Ben cezaevinden biliyordum, oradan gördüm. Ondan sonra, aldım kaçtım, iki üç gün sonra Van'ı terk ettim, İstanbul'a gittim. Ondan sonra babam kaçırıldı. Tekrar Van'a gittim. Dedim "ne oldu?" Camiye giderken babanız... Şehmuz Durak bizim orada üç ay önce bir dükkân kiralıyor, dükkâna gitmiyor; 1,5 milyon para vermiş, ondan sonra hiç uğramamış. Yalnız gelip gidiyor pazardan gelmedi, daha sonra pazar gelecek, gelmedi. O cuma günü babamla beraber bir tatlı yiyorlar. Babamla beraber dışarı çıkıyorlar. Dışarı çıktıktan sonra, iki kişi önüne geliyor "Kadir ,Amca sen neredeydin; niye yazıhaneye gelip gitmiyorsun", dedi "Kardeş sizi tanımıyorum." Bu Şehmuz anlatıyor ve gören de, bizim çaycı Sıddık Işık var. Bizim pasajda birkaç tane esnaf daha var. "Sizi tanımıyorum kardeş, siz kimsiniz? " Kolundan tutup alıp götürüyorlar. Birkaç tane araba plakaları da var burada. Bunları alıp, birkaç tanesini götürdüm. Ben karakola şikâyet ettim. Bizim çarşıdaki karakola şikâyet ettim. Karakolda dahi dedim "babam kaçırıldı; bu Şehmuz Durak her şeyi biliyor. Bunu yakalayın." Yakalandı, yarım saatin içinde ifadelerini alıp bırakıyorlar. Bu kim? Söyledi Şehmuz Durak'ın .... Neden bırakıldı yarım saatin içinde. Dedim "babam .... için kaçırıldı; niye bu adamı bıraktınız?" Van'ın bütün resmî kuruluşlara gittim, hiç kimse kalmadı; ne emniyet ne valilik her yerde; bir netice alamadım. Bana bir telefon geldi dedi "sen gel Ankara'ya." "Oraya mı?" Kalktım Ankara'ya gittim. Bir randevu verdiler Lokman Çetinkaya'nın bir yazıhanesi var, .... orada. Saat 9 oldu. Baktım iki kişi büroya girdi, seninle babanla ilgili, neredeyse biliyorlar. Dedim "buyursun gelsin." Oturdum, baktım iki kişi geldi ve fotoğrafı da vardır dergide. Geldiler oturdular .... dedi
"sen nasıl bu Alaattin Kanat'ı yakalatıyorsun; sen kim oluyorsun", dedim "biraz şey konuş, sen kimsin", dedi "ben askerim, Özel Harp Dairesinden", "peki, Özel Harp Dairesinde askersen, bu Alaattin Kanat, benimle, sonra yakalandıktan sonra tanıyan adam, kaç tane polis, asker öldürmüş bir kişi; sen nasıl bana diyorsun ki 'sen yanlış yaptın, bunu yakaladın' bu ne demek oluyor?" Sonra dedim ki "babam nerede", dedi "baban Kod Yeşil'le", "Kod Yeşil kim", dedi "sen tanımazsın", dedim "Kod Yeşil adıdır", dedi "yok; Kod ismi", dedim "benden ne istiyor; ne istiyorsun", "750 bin mark", "yani 750 bin mark versem babamı sağ olarak teslim edecek misiniz", "tamam, teslim edeceğiz.".... Hemen içeri girdiler, ceketlerini attılar; birisi silahını masaya bıraktı; fotoğrafları var zaten emniyetten çekilen. Ben birkaç gün süre istedim. Dedim "gideyim gayrimenkullerimi satayım. 100 bin markı vereyim, babamı bırakın." 7 gün süre verdiler. İstanbul'a gittim, satamadım. Zamanım doldu buraya geldim, Ankara'ya geldim. Ankara'ya geldikten sonra, iki gün daha müsaade istedim. Mutlaka oturup parayı denkleştiremem, mümkün değil. Kalktım Mustafa Zeydan'a gittim bizim milletvekili. Dedim "Sayın Mustafa Zeydan, durum böyle oldu. Ben onu kurtaramam. En üste bir şikâyet edeyim." O zaman, Mehmet Ağar'dan bir randevu aldı. Kalktık, Mehmet Ağar'a beraber gittik.