Header $articleheadline_he$ "ArticleHeadline" Detay Sayfa Header

 

 

     

 

 

 
2021-08-24

Detay Sayfa

Tüm Dosyaların Listesi

News Database Template Page Example

Nüfuz Casusluğu

19/5/2000 - 11:00 - OkuyucuYorumlar Bu Yazıyı Bir Tanıdığına Yolla Bu Yazıyı Yazdır  

      

Eğer yanlış anlamadıksa başarılı İç İşleri Bakanımız Sadettin TANTAN, "MİT'in görev alanında bulunan" çok önemli bir konuya parmak basmış: "Nüfuz Casusluğu".

Nüfuz casusluğu, yani istihbarat dilinde "Tesir Ajanlığı" veya "Yönlendirici Ajanlık".

Son yıllarda Türkiye'nin en önemli meselelerinden biri olduğunu düşündüğümüz bu konuya, önce TANTAN'ın benzetme yaptığı İngiltere'deki "Kim PHILBY" olayından yaklaşmaya çalışalım.

1912 yılında Hindistan Ambala'da dünyaya gelen Kim PHILBY (Harold Adrian Russell, 1912-1988), casusluk tarihinde "Cambridge Casus Ağı" diye bilinen grubun en önemli üyesidir.

1920'lerde Sovyet İstihbarat Servisi NKDV (daha sonra KGB oldu) İngiliz istihbarat çarkına sızmak için güzel bir planlama yaptı. Açık bir şekilde "Komünist Partisi" üyesi olan Marksistler, güvenlik teşkilatlarının hedefi olduklarından, belli etkin kademelere gelemiyorlardı. Bunlar daha ziyade işçi ve basın sınıfından insanlar olarak hayatlarını devam ettiriyorlardı.

Sovyet planı, geleceğin "Dışişleri Bakanlığı personeli", "İstihbarat Teşkilatı Personeli" olabilecek başarılı, kültürlü, iyi ailelerden gelme gençlere, üniversite talebelerine yönelikti. Bunlar yeterli derecede "Marksist" hale getirilebilinirse gerisi kolaydı.

Bu plan son derecede başarılı bir şekilde gelişti.

PHILBY, Cambridge Üniversitesinde tarih ve ekonomi tahsili yaparken, Guy Francis de Moncy BURGESS (1910-1963), Donald MACLEAN (1915-1983) ve Anthony F. BLUNT (1907-1983) ile tanıştı.

NKDV, önce Cambridge Üniversitesinde gizli bir Marksist cemiyete üye olan Anthony BLUNT'a çengel attı. Daha sonra da ondan "mimleyici" olarak yararlanarak diğerlerine.

Neticede dört arkadaş "gizli komünist" olarak Sovyet İstihbarat Servisine hizmet etmeye başladılar. Dört arkadaşın bir diğer müşterek özelliği, hepsinin homoseksüel olmalarıydı.

Meslek hayatına "gazetecilik" ile başlayan ve bu ünvanını ilerideki yıllarda da faaliyetlerini gizlemek için kullanan Kim PHILBY, 1940'larda MI6 olarak bilinen İngiliz Gizli İstihbarat Servisine girdi ve 1963'de kaçıp Sovyetlere sığınana kadar MI6'de önemli pozisyonlarda bulundu. PHILBY 1944'de MI6'nin "Sovyet Karşı Casusluk" bölümüne bakıyordu. Sovyetlere sığınana kadar Moskova'ya devamlı bilgi aktardı, İngiltere'deki Sovyet casuslarını perdeledi. 1951'de BURGESS ve MACLEAN'e, kendilerinden şüphelenildiğini ve kontrol altında olduklarını bildirdi. Her ikisi de Sovyetler Birliği'ne sığındılar. 1963'de Sovyetlere sığındıktan sonra "My Silent War - Sessiz Savaşım" isimli bir kitap yayınlayan PHILBY, ölümünden önce "Lenin Nişanı" ile ödüllendirildi, ölümünden sonra Rus'lar PHILBY'nin hatırasına posta pulu bastılar.

Alkolik bir kişi olan BURGESS, BBC'de yayıncılık yaptıktan sonra MI6'ya katıldı. Esasında, MI6'e Kim PHILBY'den önce girdi ve PHILBY'nin girişine de yardımcı oldu. Daha sonra İngiliz Dışişlerine katıldı. Dışişleri Bakan Yardımcısının özel kalem müdürlüğünde bulundu ve Washington'da görev yaptı.

BLUNT, özel Fransızca hocalığı, sanat tarihçiliği yaptı. Kraliçe Elizbet'in özel sanat danışmanı oldu, Kraliyet Müzesi Müdürlüğüne getirilerek "şövalye" ünvanı aldı. İkinci Dünya Savaşı sırasında İngiliz Güvenlik Servisi MI5'de çalıştı. 1979'da Margaret Thatcher BLUNT'un Rus Ajanı olduğunu deklare etti. Bunun üzerine "şövalye" unvanı kaldırıldı. 4 yıl sonra 1983'de öldü.

MACLEAN, İngiliz Dışişlerine girdi, Paris, Washington ve Kahire'de görev aldı. İngiliz Dışişleri Bakanlığı Sekreterliği'nde bulundu.

Bu dörtlü, ülkelerinde en üst noktalarda görevlere gelerek, uzun yıllar Sovyetlere hizmet verip, İngiliz ve ABD menfaatlerine büyük darbe vurdular. Böylece "Cambridge Casus Ağı"nın mensupları, istihbarat tarihinin en önemli kişileri arasında yerlerini aldılar.

İşte TANTAN'ın verdiği misal.

"Tesir Ajanı", bir ülkenin siyasal ve ekonomik kararlarına, iç ve dış politikasına tesir edebilecek herhangi bir görevde bulunan ve yabancı bir ülke lehine faaliyet gösteren bir ajandır. Bu yer, istihbarat ve güvenlik servisleri, bakanlıklar, basın kuruluşları, önemli bir makamın özel kalem müdürlüğü ve saire gibi herhangi bir pozisyon olabilir.

Ülkemizin yakın tarihinde, bitmek tükenmek bilmiyen istikrarsızlığın arkasında bu tip "ajanların" bulunması muhakkaktır.

Ana görevlerinden biri "bu tip faaliyetleri" ortaya çıkarmak olan Milli İstihbarat Teşkilatımızın, "Kontr-Espiyonaj" ünitesi, teşkilatın kuruluşunda iki temel üniteden biri iken, günümüzde küçüle küçüle, teşkilatın en ihmal edilen birimlerinden biri haline getirilmiştir. Bu küçülme, aktüel iç olaylara, komünizme, yıkıcı ve bölücü faaliyetlere, teröre yönelmenin ve bu konulara bakan ünitelerin gittikçe büyümesi ile ters orantılı olarak gelişmiştir. Bütün bu olayların arkasında dış bağlar olduğu, terörün, yıkıcı ve bölücü faaliyetlerin, yabancı istihbarat servisleri tarafından yönlendirildiği hususu unutulmuştur.

İçişleri Bakanımızın "Umut Operasyonu" ile başlayan bir dizi faaliyet sırasında "Kim PHILBY" olayını örnek göstererek "tesir ajanlarını" ima etmesi, önümüzdeki günlerde çok önemli gelişmelerin ortaya çıkabileceğine işarettir. Gelişmeleri merakla izliyor, TANTAN ve arkadaşlarına başarılar diliyoruz.

Temennimiz, deşifre edilecek "tesir ajanlarının" sadece son günlerde gündemde bulunan "İran'la kısıtlı olmamasıdır".


İstihbarat faaliyetlerinde, oyun içinde oyunlar vardır. Bazen "şah" derken "mat" olunabilir. Bunu unutmamak lazım.




FastCounter

 

Hit Counter

  Anadolu Türk İnterneti

 

Güncelleştirme : 24.08.2021 - 15:50